Ödüllü Tuğra Restoran’ın Özel Menüsü, Osmanlı Coğrafyasının Zengin Mutfak Mirasını Sofralara Taşıyor
İstanbul, 25 Ağustos 2026 – Dünyanın en etkileyici saray otellerinden biri olan Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un Boğaz’a nazır imza restoranı Tuğra, “Taâmât-ı Sâhil-i Hâssa” adlı menüsüyle misafirlerini Osmanlı coğrafyasının kıyılarında şekillenmiş zengin mutfak mirasını keşfetmeye davet ediyor. Bir menünün ötesinde, bir kültür haritası, bir hafıza arşivi ve lezzetlerle inşa edilmiş bir zaman yolculuğu sunan konseptte her yemek, kökeninin, ilham aldığı kültürün ve hazırlandığı mutfağın izlerini taşıyor.
Michelin Guide tarafından yıllardır Tavsiye Listesi’ne dahil edilen, servis mükemmeliyetiyle öne çıkan ve Gault & Millau tarafından Outstanding Table kategorisinde üç şapkayla ödüllendirilen Tuğra, misafirlerini yalnızca bir yemek deneyimine değil, Osmanlı coğrafyasının kıyılarında şekillenmiş zengin mutfak mirasının izini süren gastronomik bir yolculuğa davet ediyor. Restoranın Boğaz'a nazır teras alanı, tarihi saray ambiyansı içinde ihtişamlı bir gastronomi deneyimi sunuyor.
Tuğra Restoran Mutfak Şefi Onur Dönmez ve ekibi tarafından hazırlanan menü; binlerce yıllık mutfak kültürünü aynı masada buluştururken, her tabağı geçmişten bugüne uzanan bir hikâyenin taşıyıcısı haline getiriyor.
Menünün İlk Satırları
Menünün açılışını yapan Çeşm-i Nigâr Çorbası, Mardin kırmızı mercimeği ve sarı mercimek favasını naneli tereyağının aromatik dokunuşuyla tamamlıyor. Farklı sunumuyla şaşırtan Kelle Söğüş, uykuluk kreması, soğan turşusu ve bahçe salatasıyla yeniden yorumlanırken; deniz kültürünün en kıymetli temsilcilerinden Lakerda, kırmızı soğan püresi ve naneli yoğurt buzlamasıyla hafızalarda yer eden bir lezzet profili sunuyor.
Toprağın bereketini temsil eden Enginar; ceviz tarator, elma turşusu ve badem sosuyla katmanlı bir karakter kazanırken muhteşem bir sunumla tabaklanıyor. Saros Körfezi’nden gelen ahtapotla hazırlanan Humus, kırma yeşil zeytin piyazı ve taş fırın simitle birlikte Levant mutfağına uzanan güçlü bir anlatı kuruyor. Üzümlü soğan dolması ve kayısılı yaprak sarmasından oluşan Dolma tabağı, Osmanlı mutfağının ince işçiliğini zarif sunumuyla günümüze taşıyor. Yedikule marulu, semizotu, roka, çiftlik peyniri ve ata tohumu domatesleriyle hazırlanan Bostana Salatası, taze ürünlerin doğallığını sofraya yansıtıyor. Pastırmalı “Müselles” Börek ve Sitare Mantı, Anadolu'nun köklü hamur işi kültürünü çağdaş bir estetikle buluşturuyor. Peynirli baklava böreği ve sumaklı Kapıdağ mor soğanıyla servis edilen Dana Ciğer ise geleneksel lezzetlere özgün bir yorum katıyor.
Toprağın ve Denizin Hikâyesi Aynı Sofrada
Ana yemekler, Osmanlı saray mutfağının ihtişamını Anadolu’nun ürün çeşitliliğiyle bir araya getiriyor. Menünün imza yorumlarından biri olan Hünkâr Beğendi 2.0, yavaş pişirilmiş kuzu kol ve patlıcan çıtırdatmasıyla Osmanlı mutfağının en ikonik tariflerinden birini çağdaş bir perspektifle yeniden ele alıyor. Piliç Topkapı, iç pilavı, patates ezmesi, kaymaklı ıspanağı ve kafes sosuyla saray sofralarının görkemini günümüze taşıyan bir yorum olarak öne çıkıyor. Uzun pişirme süreciyle yumuşak bir dokuya ulaşan Kuzu İncik ise keşkek, deveci armudu, kuru erik ve isot yağıyla Anadolu'nun bereketli ürünlerini aynı tabakta buluşturuyor.
Et severler için hazırlanan Bonfilenin İki Yüzü, kuzugöbeği mantarı, bonfile lokması, patates oturtma ve ilik sosuyla derin aromalar sunuyor. Testi Kebabı, kuzu but ve kök sebzelerle birlikte sade pilav eşliğinde servis ediliyor. Menünün bir diğer dikkat çekici yorumu ise Saray Köfte. El açması yufka, safranlı yarma, ezme ve biber reçeliyle birlikte sunulan tabak, Osmanlı mutfağının eşsiz lezzetini modern bir sunumla yeniden yorumluyor.
Deniz ürünlerinde, menünün yıldızlarından Levrek dikkat çekiyor. Lokal ve sürdürülebilir ürün yaklaşımıyla hazırlanan tabak; havyar, zeytinyağlı enginar, börülce salatası ve derya özü ile tamamlanıyor. Vegan seçenek olarak hazırlanan Türlü ise çörek mantarı köftesi, kara nohut ve maş fasulyesiyle bitkisel mutfağın ne kadar zengin ve sofistike olabileceğini gösteriyor.
Tatlılarla Tamamlanan Zarif Bir Final
Menünün final bölümünde yer alan tatlılar, Tuğra’nın geçmiş ile günümüz arasında kurduğu köprünün temsilcileri olarak öne çıkıyor. Damla sakızlı yanık şekerle zenginleşen Süt Helvası, geleneksel lezzeti hafif ve rafine bir yorumla sunarken; Baklavalı Dondurma, baklavayı dondurmanın serin dokusuyla bir araya getiriyor. Fındığın eşlik ettiği bu yorum, menüye ferah ve zarif bir kapanış sunuyor.
Ödüllü Tuğra, Misafirlerini İstanbul’un En Seçkin Sofralarından Birine Davet Ediyor
Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un tarihi atmosferinde, Boğaz’ın büyüleyici manzarası eşliğinde sunulan “Taâmât-ı Sâhil-i Hâssa”; Osmanlı coğrafyasının kıyılarında şekillenmiş kültürlerin, geleneklerin ve lezzetlerin yeniden yorumlandığı kapsamlı bir gastronomi anlatısı niteliği taşıyor. Tuğra, misafirlerini tarihin, kültürün ve gastronominin aynı sofrada buluştuğu eşsiz bir deneyime davet ediyor.
Detaylı bilgi ve rezervasyon için: 0212 326 46 20 veya [email protected]
----
Basın İletişim
Neslihan Şen · Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü
Çırağan Palace Kempinski İstanbul
Çırağan Cad. 32 · Beşiktaş 34349 · İstanbul · Türkiye
T +90 212 326 4646 · [email protected]
veya ve bir sonraki konaklamanızda % 10'a varan indirim kazanın.